|
18 Haziran 2001
tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından geri çevrilen 4676 sayılı yasanın
TBMM'de; yeniden ve virgülü dahi değiştirilmeden aynen kabul edilerek
"yasalaşmasında" ısrar etmek; demokratik hukuk devleti
olma isteğinin terk edilerek aksine bir tutumla, sadece "kanun
devleti" olarak kalma zihniyetinin vahim bir sonucudur.
Böyle bir zihniyetle
Meclise sevk edilen tasarının yasalaşması Sayın Cumhurbaşkanının
ikinci kez yasayı geri çevirmesini önleyebilir. Ancak TBMM'de bu
amaçla verilecek her "evet" oyu, halkın gerçekleri öğrenme
hak ve özgürlüğünün ortadan kalkması, bilgi çağından uzaklaşarak
gün ışığında yönetim / şeffaflık isteğinin terk edilmesi demektir.
Tarih, sorumlulukları da yazar.
Ayrıca TBMM'de
verilecek her "evet" oyu Sayın Cumhurbaşkanı tarafından
bu yasanın geri çevrilmesinde gösterilen gerekçelerin de reddi anlamına
geleceği gibi; Türkiye'nin Avrupa birliğine tam üyelik süreci içinde
kısa ve orta erimde gerçekleştirilmesi öngörülen çalışmaların genel
çerçevesini çizen ve yönlendirici nitelik taşıyan Ulusal Programda
yer alan başta düşünceyi açıklama ve yayma, bilim ve sanat özgürlüğü
ile yazılı, sesli, görüntülü veya her türlü elektronik ortamda yapılan
yayınların da sansürüne "evet" demektir.
Demokrasiye,
hak ve özgürlüklere aykırı olduğu gerekçeleriyle geri çevrilen böyle
bir yasada ısrar etmek demek; Türkiye'nin kendi iradesi ile yarattığı
"e-Türkiye" çabalarının yaşama geçirilmesi konusundaki
toplumsal seferberliğin de hiçe sayılmasıdır.
TBMM üyelerinin
demokrasiye, temel insan hak ve özgürlüklerine önem verdikleri konusundaki
inancımızı yitirmek istemiyoruz. "O halde ne yapılmalıdır?"
sorusuna hep birlikte yanıt bulmak zorunda olduğumuz gerçeğini bir
sorumluluk ve görev olarak kabul ediyoruz.
O nedenle;
1) Bu
yasayla ilgili olarak, Meclis çatısı altındaki "TBMM Bilgi
ve Bilgi Teknolojileri Grubu"nun birincil ve tarihi sorumluluğunu
öncelikle anımsatarak; TBMM'ne yeniden gönderilen bu yasa tasarısı
derhal geri çekilmelidir.
2) Yasa Tasarısı, demokratik toplum düzeninin gereklerine
uygun olarak ilgili kurumların/kuruluşların/kişilerin ve kamuoyunun
görüşü ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın veto gerekçelerinde ileri sürdüğü
hukuki/toplumsal/ ekonomik nedenler göz önüne alınarak yeniden biçimlendirildikten
sonra TBMM'ne sunulmalıdır.
3) Nitekim, bu konuda sivil toplum ve sivil toplum kuruluşları
çok ciddi adımlar atmıştır. İnternet ve Hukuk Platformu (İvHP) ,
Türkiye'de İnternet ile ilgili yasal düzenlemelerde TBMM dahil konuyla
ilgili olan tüm kurum/kuruluş ve kişilere kolaylık sağlamak amacıyla,
Avrupa ve dünyada yapılan yasal düzenlemeleri incelemekte ve sonuçları
ile bilgileri sistematik bir hale getirerek, standartları http://www.ivhp.net
web sitesinde toplamaktadır. Amaç kurulacak olan hukuki düzenin
demokratik toplum düzeni ölçütlerine uygun olmasına katkı sağlamaktır.
Bilgi ve belge gereksinimi ile uluslararası çalışmalar konusunda
elinden geldiğince toplumun her bireyini ve toplumu bilgilendirmektir.
4) Keza, İvHP, Başbakanlık tarafından 10-12 Mayıs 2002 tarihleri
arasında toplanmasına karar verilen "Türkiye Bilişim Şurası"nın
"Hukuk Çalışma Grubu"na bu anlamda katkıda bulunmuştur.
Konuyla ilgili olan diğer katılımcıların da katkılarıyla hazırlanan
"ortak rapor"da, yasal düzenlemelerde gözetilmesi gereken
temel ilkeler ve karşılaşılabilecek özel sorunların neler olduğu
ve bu sorunların nasıl çözümleneceği belirlenmeye çalışılmıştır.
Bilişim alanında "Şur'a" toplanmasına karar verildiği
ve çalışmaların tamamlanarak raporların yazıldığı bir aşamada; eğer
yasa tasarısı TBMM'den geçirilerek yasalaşırsa "Şur'a"
için oluşturulmuş bu ve benzeri diğer raporlar incelenmeden ve tartışılmadan
yok sayılacak, Türkiye Bilişim Şura'sının bu yasanın kabulünden
sonra toplanması halinde de bilimsel ve etik ilkeler de açıkça çiğnenmiş
olacaktır. Bu takdirde "Türkiye Bilişim Şur'ası" toplantısı
iptal edilmelidir.
5) TBMM, İnternet ile ilgili olan maddeleri bu yasadan çıkarmalıdır.
İletişim teknolojisinde bir devrim niteliğindeki İnternet yayıncılığının
en baskın yönü, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün, daha da
önemlisi; özgün kanaat oluşumunun günümüzdeki en etkin kullanım
alanı olmasıdır. İnternet ortamındaki yayıncılıkta "yasa"
değil, hukuk ve demokrasi üstün kılınmalıdır. Hepimizin geleceği
ve İnternet'in yaşamımızdaki yeri demokratik hukuk devleti ilkelerinin
gerektirdiği yasalarla belirlenmelidir. O nedenle İnternet ortamındaki
yayınları; Basın Yasası hükümlerine göre düzenlemekten vazgeçmek
gereklidir. İnternet'in kendine özgü bilişim ve bilgi teknolojilerine
uygun olan hukuki "sorumluluk" ilkelerinin net olarak
belirlendiği özel bir yasa yapılarak, bu alandaki sorunların çözüme
kavuşturulması önerimizdir.
|